Balkon İnsanı Komşu
Balkon insanı; çay içer, kuru yemiş, pasta, börek, kurabiye yer, mangal yapar, elindeki dürbünle dağları… İzler, uyur vs..
Benim komşu da balkon kültürünü devam ettirenlerden. Kocaman bir dâirenin kirâsını sırf o küçücük balkonda yaşamak için verdiklerine inanıyorum. “Acaba içeride eşyaları mı yok?” diye düşündüğüm oluyor bazen. “Eşya alacak parası olmayan insanların böyle lüks arabası olmaz.” diyerek ne kadar da saçma düşüncelerim var diye kendime kızıyorum.
Sabah evden çıkarken görüyorum; balkondalar. Öğle saatlerinde yine balkondalar. Akşam mutlaka balkonda oluyorlar. Gece de sesleri geliyor, belli ki balkondalar.
Balkoncu komşunun misafirleri de hiç eksik olmuyor. Oturma düzenlerini çok zekîce planlıyor olmalılar. Yoksa mümkün değil rahat rahat o kadar kişinin o balkonda oturabilmesi…
Otursunlar peki. Yalnız şöyle bir şey var, konuştukları her şeyi sokağın sonundan/başından duyuyorum. Özel hayatları kalmamış anlayabiliyorum. Her gün üç paket sigarayı kesin bitirdikleri hâlde bir kül tablaları yok. Korkuyorum bir gün yangın çıkaracaklar diye. Çöp de kullanmıyorlar, sigara izmaritlerini attıkları gibi ne varsa balkondan aşağı bırakıyorlar. Hele o tükürüp duran çocukları, rüzgârlı günlerde bâri bu alışkanlığından vazgeçse iyi olacak.
Hiç mi iyi bir şey yok? Var tabiî ki. Babanın cömertliğini yazmadan geçemeyeceğim:
- Babaaa! Ordan/oradan bi/bir 25 kuruş at hele.
- Al leeen.
Ve o anneyi tebrik etmek istiyorum. Bir kez dahi çocuklarına bağırdığını, hatta sesini yükselttiğini duymadım.
Son olarak, dikkat etmekte fayda var:
Bu ve benzeri balkonların etrafından geçerken sağlam bir şemsiye açmak; savaşa silahlı, sınava kalemli, tıraşlı gitmek gibi yerinde olacaktır.




