Akıl Defteri ve Balık Hafızası
Geçenlerde yine saçma düşüncelerimle boğuşurken televizyonda rast geldiğim bir replik başımın üzerinde kocaman bir ampul yaktı:
Balıklarla Konuşan Bir Adam- Ne güzel saniyelik hafızanız var, zihninizde kötü anılar yer etmiş ise anında unutursunuz siz.
Evet, yeri gelince balık hafızalıyım konusu geçer kimi diyaloglarda. Bi’ (bir) balık gibi hafızam olduğunu ve hayatın bana acı çektiren kısımlarını unuttuğumu hayal ettim birden:
- Tam da alışmışken sana, gitmen canımı çok yakacak! Ama git bekleme, daha fazla yakma canımı!
- Gideceğim, daha fazla yormak istemiyorum bu ilişkiyi.
- Dur gitme, lütfen! Bundan sonra sen olmazsan ben nasıl yaşarım..?
- Aa yapma, bunu defalarca konuştuk seninle!
Aradan saniyeler geçtikten sonra karşı taraf çoktan gitmiş ve bir anda yüzümde bir gülücük. O da ne? Unutmuşum her şeyi. Az önce ilişkinin bitmesinden dolayı durumu ajite eden kişi ben değilim, güzel bir şey değil mi..?
Hayır! Gayet kötü bir durum. Her saniye uçmuş gitmiş. Yaşadığımız her an iyi olmayabilir ama acımızı, sevincimizi de unutmadan yaşamak ayrı bir marifet bana göre.
Şimdi de tersine, pozitif olanına geçelim.
Hayallerinin erkeği dizlerinin üzerinde, elleri ellerinde, gözleri gözlerinde:
- Benimle evlenir misin?
- Evet, aylardır bu teklifini bekliyorum.
Yüzük takılır, sarılmalar, hayaller… Derken; bu yüzüğü ne zaman taktım ben..?
Yaşanacak sevinç dolu dakikalar zihinden atıldı bile. Hayattaki birçok duygu yoğunluğunun paha biçilemez olması buradan kaynaklanıyor sanırım. Eğer her şeyi anında unutan bir varlık olsaydı insanlar, ne bir yaşama tadı ne de bir heyecan olurdu hayatlarda. Hafıza yoksunluğunu hayal etmesi bile, insanı hayattan soğutmaya yetiyor.
Akıl Defteri (Memento) filmindeki baş karakter nasıl yaşamak için bahaneler arıyor ise bizim hayatımızda da bu tür boşluklar oluşacaktı büyük ihtimâl…
Hâlâ balık hafızaya sahip olmak isteyenler, düşüncelerinizi tekrardan tartmalısınız bana kalırsa.




